Damarlarımızdaki sürekli hareket eden kan iki ana faktörlerden oluşur. Bunlardan biri plazma diğeri hücrelerdir. Kanın ortalama % 50-60’ı sıvı formdaki plazmadır. Kanın temel hücrelerinden birisi trombositlerdir. Trombositin temel görevi pıhtılaşma sürecini başlatmaktır. Bir kesi durumunda, trombositler cilt yüzeyine ulaşır ve kanamayı durdurmak için koruyucu bir tabaka oluşturur. Bu tabaka yara iyileşmesinde önemli bir rol oynar. Yara etrafında yeni doku oluşumu çok kısa bir zamanda gerçekleşir.

Ankara TZP “trombosit açısından zengin plazma” kelimesinin kısaltmasıdır. Ankara TZP uygulamasında kişinin çok az miktarda kanı alınır ve bu kan bileşenlerine ayrılması için özel bir tüp içinde santrifüje tabi tutulur. Sonrasında elde edilen trombositten zengin kısmı enjeksiyon yoluyla tekrar aynı kişiye verilir.

Ankara TZP tedavisi için uygun aday kim?

Ankara TZP uygulaması hücresel tedavi uygulama alanlarından biridir. İlk olarak diş implantı uygulanan alanlarda kullanılmaya başlanmıştır. Sonrasında estetik tıp, ortopedi, yara tedavileri ve spor yaralanmaları gibi birçok alanda iyileşmeyi hızlandırıcı etkileri nedeniyle kullanılmaya başlanmıştır.

Estetik tıpta kullanım alanları:

  • Saç dökülmesini önleme amaçlı
  • Yüz gençleştirme
  • Vücut gençleştirme (eller, iç bacaklar, kollar)
  • Kırışıklık tedavisi
  • Yara iyileştirilmesi
  • Yara izi tedavisinde
  • Akne izleri tedavisinde
  • Cilt lekelenme problemleri için kullanılabilmektedir.

TZP tedavisi kimler için uygun değil?

Yetersiz trombosit sayısı olan ve kanser hastaları için Ankara TZP tedavisi uygun değildir.

Ankara TZP tedavisi hedefleri nelerdir?

Cildimizin yaşlanması yaralanma süreci ile aynıdır ve bazı fiziksel özelliklerin kaybedilmesi sonucu ortaya çıkar. Trombositler vücuttaki hasarlı dokuların onarılarak doğal hallerine dönmeleri için gerekli büyüme faktörlerini bulunduran kanın bileşenleridir. Dokularımızda bir hasar meydana geldiğinde kanımız bu dokuya trombositleri toplayarak tamir sürecini başlatır. Genellikle yaşlanmayla birlikte bu süreç yeterli olmamaktadır. TZP uygulamasının amacı kanın o dokuya taşıyabileceğinden daha fazla trombositin buraya ulaşmasını sağlamaktır. Böylece hızlı bir şekilde hasarlı doku onarımı başlar. TZP ile elde edilen trombosit yoğunluğunun kandaki trombosit miktarından 2 ila 4 kat daha yüksek olmasından kaynaklanmaktadır.

Ankara TZP tedavisi sırasında ne yapılır?

TZP uygulaması yaklaşık 15 – 20 dakika süren bir uygulamadır. Küçük enjeksiyonlar şeklinde yapıldığı için hafif hassasiyet dışında bir ağrı olmaz. Doz aşımı sorunu yoktur ve rahatlıkla uygulanabilir.

Kişiden 1 veya 2 tüp kan (10-20 cc) alınır ve santrifüjlenir. Bunun sonucunda trombositler ayrılarak tüp içinde toplanır ve aktive trombositler büyüme faktörleri salgılar. Elde edilen bu ürün, aynı kişinin cildine mezoterapi veya dolgu yoluyla enjekte edilir. Uygulama sonrasında cilt üzerindeki gençleştirici etkisiyle parlak, canlı ve sağlıklı bir görünüm elde edilir.

TZP tedavisi seans sıklığı ve uygulama sayısı nedir?

15-30 gün aralıklarla 3 ila 4 seans uygulama yapılabilir ve ortalama 1 yıl sonra aynı şekilde tekrarlanabilir. Bu uygulamadan sonra her 2 yılda bir seans yapılmalıdır. Bu sayede sonuçlar daha kalıcı olabilecektir.

İyileşme dönemi nasıl? Ne kadar süre istirahat gerekli?

Uygulama sonrası rahatlıkla günlük işlerinize dönebilirsiniz.

TZP tedavisinin komplikasyonları nelerdir?

Kişinin kendi kanı kullanıldığı ve kapalı sistemler olduğu için güvenli bir uygulamadır.

Ne zaman tedavinin kesin sonuçlarını göreceğiz?

Cilde uygulandıktan sonra, sağlıklı, parlak, taze bir görünüm oluşur. Bununla birlikte, 3-4 uygulamadan sonra kalıcı bir etki ortaya çıkmaktadır. Parlaklık, ışıltı ve iyileşme meydana gelir.

TZP Tedavisi İle Daha Genç Görünmek Mümkün mü?

Cildin yaşlanmasının nedeni yaş ilerledikçe bazı özelliklerini kaybetmesidir. TZP tedavisi ise cildin kaybettiği bu özelliklerinden faydalanılarak gerçekleştirilir. Kandaki trombositlerin ayrıştırılarak yeniden kişiye enjekte edilmesi, cildin onarım görevini üstlenen kan hücrelerinin cildi gençleştirmesini de sağlıyor. Bu sayede ciltte hızlı bir değişim süreci başlıyor. Kısacası TZP  ile cilde daha genç bir görünüm kazandırmak mümkün olabiliyor. Daha duru, daha sıkı, daha parlak ve daha sağlıklı görünen bir cilt yapısına sahip olmanız elbette daha genç görünmenizi sağlar. Ancak TZP tedavisi ile mevcut kırışıklıkların düzelmesi ya da sarkan cildin toparlanması elbette mümkün olmaz. Sadece cildinizin dışarıdan görünümünde olumlu bir değişim sağlar.

TZP ile Ağrı Tedavisi Yapılabilir mi?

TZP tedavisi sadece estetik açıdan kullanılmıyor. Aynı zamanda bu tedavinin etkilerinden faydalanılarak bazı sağlık sorunlarından kurtulmak da mümkün olabiliyor. Bunlardan biri de ağrı tedavisidir. Özellikle kas ve iskelet sistemi ağrılarını ortadan kaldırma amacıyla uygulandığında başarılı sonuçlar alınabiliyor. Omuz ağrıları, eklem kireçlenmeleri, bilek burkulmaları gibi durumlarda ortaya çıkan ağrıdan Ankara TZP tedavisi ile kurtulabilirsiniz. Normal bir kanın 1 mililitresinde 150 bin ila 400 bin trombosit bulunuyor. TZP uygulandığında 1 mililitre kandaki trombosit sayısı 1 milyona kadar çıkıyor. Bu da tıpkı doğal bir ilaç gibi yaraların hızla iyileşmesini ve vücudun kendi kendini onarımını hızlandırıyor. Onarım ile birlikte ağrılar da kendiliğinden ortadan kalkıyor.

TZP Tedavisi Farklı Medikal Estetik İşlemlerle Birlikte Uygulanabilir mi?

Bu tedavi tek başına uygulanabildiği gibi farklı tedavilerin etkisini artırmak, farklı medikal estetik işlemlerin etkisini hızlandırmak amacıyla da uygulanabiliyor. TZP tedavisi ile özellikle lazer uygulamalar, radyofrekans ve ışık tedavileri bir arada kombine şekilde uygulanabilir. Aynı zamanda mezoterapi ile birlikte uygulandığında da gayet başarılı neticeler elde edildiği daha önce gözlemlendi. TZP tedavisi farklı medikal estetik uygulamaların ardından serum şeklinde de uygulanabiliyor. Hastaların yapılan işlemin etkisini daha kısa süre içerisinde görmek istemesi halinde de TZP tedavisi devreye girebilir. Sağlığa hiçbir zararı olmayan bu tedavi ile vücuda adeta bir doping etkisi yapmak mümkün.

TZP Tedavisi Bir Kök Hücre Uygulaması Mıdır?

Yaygın olarak karıştırılan konulardan bir tanesi de TZP veya PRP’nin kök hücre uygulaması olduğudur. Ancak TZP ve kök hücre aslında birbirinden farklıdır. Buna ek olarak elde edildikleri kaynaklarda farklılık gösterir.

TZP, trombositten zengin plazma demektir ve iyileştirici etkisi bulunan hormon ve biyomoleküller içermektedir. Ancak TZP kök hücre değildir ve kök hücre içermez. Kök hücreler kemik iliğinden ve yağ dokusundan özel yöntemlerle elde edilirler.

TZP ve kök hücre ne yazık ki her hastalığı iyileştirme gücüne sahip değildir. Bazı hastalıklarda ve uygun kişilerde hekimlerin uygun gördüğü takdirde yapılacak bir işlem olarak karşımıza çıkar. Yaşlanma sürecinde ise bu yöntemlerin işe yaradığı kanıtlanmamıştır.

Hangi Durumlarda TZP Uygulanmaz?

Trombositten zengin plazma anlamına gelen TZP hastadan alınan kanın steril olarak özel bir alet yardımıyla hızlıca santrifüje edilmesidir.

Bu uygulamanın yapılamayacağı durumlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Sistematik hastalıkları olan bireylerde bazı durumlarda aspirin ya da kan sulandırıcı ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bu tür tedavilerin uygulandığı hastalarda ilaca ara verilemiyorsa TZP uygulanamaz.
  • Vücudunda tümör tespit edilen hastalar ile vücudunda aktif enfeksiyon olan hastalarda TZP tedavisi uygulanamaz.
  • TZP tedavisi için kan alınması gereken zamandan önce ya da TZP tedavisini aldıktan sonraki 2 hafta süresince önceden kullanmakta oldukları steroid ya da nonsteroid antienflamatuar ilaçların alımına devam etmek zorunda olan hastalara da bu tedavi uygulanamaz.

Bu tedaviye ihtiyaç duyulan durumlarda konunun uzmanı doktor tarafından değerlendirme yapılarak uygulamanın yapılıp yapılmayacağına karar verilir.

TZP Tedavisi Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

İlk olarak fizyoterapi alanında tercih edilen ve sunduğu başarılı sonuçlar ile birlikte diğer tıp dallarında da uygulanmaya başlanan bir önemli cerrahi yöntem olan işlem TZP, günümüzde en fazla eklem kireçlenmesi gibi problemlerde tercih edilmektedir. Omuz, el ve ayak bileği, diz kapak eklemleri, kalça gibi bölgelerde meydana gelen kireçlenme problemleri, TZP’nin başarılı sonuçlar verdiği kireçlenme alanlarından biridir.

Aynı zamanda meydana gelen hasara bağlı olarak, bir takım kıkırdak zedelenmelerinde de uygulanabilmektedir. Bununla birlikte tendinit kıkırdak zedelenmeleri ve doku hasarlarında da başarılı sonuçlar verdiği görülmüştür. Ancak TZP işleminin ana uygulanma alanı, eklem birleşmelerinde meydana gelen kireçlenme hastalıkları olarak bilinmektedir.

Tzp Tedavisinde Tedavi Süreci Ve Başarı Oranı

Vücudumuzda önemli bir yere sahip olan trombositler vardır. Trombositler kan pıhtılaşması gibi olaylarda etkilidirler. Doku iyileşmesine katkı sağlarlar. Tzp tedavisinde de trombositlerin yardımı kullanılarak ağrıyı ve kireçlenmeleri en aza indirmek hedeflenir. Tamamen ağrıyı geçirmez fakat iyileşme oranını oldukça hızlandırır. Tedavi sürecinde gözle görülebilen bir iyileşme meydana gelir. Kemikler de ve eklemlerde değişmeler hissedilmeye başlanır. Tedavi sonrası tedaviyi destekleyen spor aktiviteleri yapılmalıdır. Rehabilitasyon aşamaları eşliğinde başarı oranı olarak başarılı sonuçlar verebilmektedir. Enjeksiyon işlemi olarak yapılabilir. Kişinin tedavi ve seans durumuna göre tekrarlayan enjeksiyon aşamaları yapılmaktadır. Eklem kireçlenmesi gibi durumlarda sonuç veren bir uygulama olmakla beraber kalıcı şekilde azalma görülebilen tedavi sürecini kapsar.

Tzp Tedavisinin Avantajları Nelerdir?

Tzp yöntemi kaş ve eklem ağrılarının azaltılmasını ve kişinin hayat standartlarının yükseltilmesi amacıyla uygulanan bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi uzun süre ilaç kullanımının önüne geçtiği için kişiye avantaj sağlamaktadır. İşlem kolay bir işlemdir ve hızlı bir iyileşme sağlamaktadır.

Kişinin kendi kanı kullanıldığı için kişide herhangi bir alerji ve sıkıntı yaşanması ihtimali daha düşüktür. Cerrahi işleme gerek olmadığı için tercih edilen bir yöntemdir. Dokuya uyumsuzluk gibi etkenler görülmez. Bunun dışında bir diğer avantajı ise bulaşma olasılığının olmamasıdır. Kişinin vücuduna ilaç veya başka bir madde girişi olmaz. Doğal bir yöntem olması büyük bir avantaj sağlamaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara Whatsapp